7 Nisan 2012 Cumartesi

ENGELLİLERE NASIL DAVRANILMALIDIR?

Engellilere nasıl davranılmalıdır?
* Engelli bir insanın eli kolu olmasa dahi, elinizi uzatarak selam verin. Engelli kişi size nasıl davranacağını bilir.
* Yardım etmeden önce yardım isteyip istemediğini sorun. İstek olmadan yardım etmeye k...
alkmayın.
* Kendinize göre yardım etmeye kalkmayın. Engelli kişinin sizi yönlendirmesine fırsat verin.
* Engelli kişi karşısında aşırı dikkatli olmaya kalkışmayın. Diğer insanlarla nasıl konuşuyorsanız, onlarla da öyle konuşun. Acıyarak yaklaşmayın. Engelli insanlar sadece birtakım engellere sahip, mutsuz ya da hasta değiller.
* Kelimeleri dikkatle, vurgulayarak, yüksek sesle bağırıp çağırarak konuşmayın. Bedensel engelli bir kişinin duyma sorunu yoktur. Tane tane konuşarak onun bir zeka sorunu olduğunu ima eder tarzda konuşmayın.
* Kibarlık yapacağım diye günlük konuşmanızın dışına çıkmayın. Örneğin tekerlekli sandalyedeki engelliye, “Nereye gidiyorsun?” ya da görme engelli birine, “Görüşmek üzere” demenizin bir sakıncası yok.
* Engelli insanların %98 inin üzüldüğü konu bakışlar sanki çok garipsercesine pür dikkat bakışlar engelli insanları rencide etmekte üzmektedir. Sevgi ve saygıyı bakışlarınızla karşınızdaki engelli bireye hissettirin bu onu fazlasıyla mutlu edecektir.

SINIFTA NÖBET GEÇİREN BİR ÖĞRENCİ OLDUĞUNDA ÖĞRETMEN NE YAPMALI?




• SAKİN OLUN, yardım için bile olsa çocuğun yanından uzaklaşmayın
• Kasılmaları durdurmaya çal...
ışmayın
• Düz bir yere yatırın. Başının altına yastık koyup YAN YATIRIN. Rahat nefes alır, dil geriye kaçmaz
• Giysilerini gevşetin. Gözlüğünü çıkarın, varsa kravatını gevşetin.
• Nöbet sırasında ilaç vermeyin.
• Nöbetten sonra huzursuz ve yorgun olabileceğini hatta derin uyuyabileceğini unutmayın
• Nöbet 10 dakikadan kısa, solunumu rahat ve morarması yoksa nöbet bittikten sonra doktora götürün.
• Nöbet 10 dakikadan uzunsa, morarıyorsa, vücudunda çarpmaya bağlı yaralanma varsa hemen hastaneye götürün.
• Çarpmalardan koruyun.
• Bilinç açılıncaya kadar bekleyin. Açılınca çocukla konuşarak rahatlatın, sonra ailesine ve doktoruna haber verin.
• Nöbet anında çevresindeki arkadaşlarından yardım isteyin. Diğer çocukların normal aktivitesine devam etmesini sağlayın.
• Nöbet aralarında çocuğa ayrıcalıklı davranmayın. Sınıftaki diğer çocukları da epilepsi konusunda bilgilendirin.



NÖBET ANINDA NELER YAPILMAMALI?

• Ağzını açmaya çalışmayın
• Ağzına bir şey vermeyin, su içirmeye çalışmayın
• Üstüne su serpmeyin, banyo yaptırmayın
• Bir şey koklatmayın
• Elini kolunu hareket ettirmeyin
• Tokat atmayın

Kaynakça: Prof. Dr. Ayten Yakut , Gelişimsel Çocuk Nörolojisi Ders Notları

Empati Empathy Kısa Film


Hep önümüze engeller koyun, sonrada bize engelliler deyin.
Gözüm görmesede kalbimiz bilir, doğmasa güneş hanginiz görür.
Duyamasakta yalan vaadleri lehimize kurulan bütün saatleri.
Sesimiz olmasada konuşuruz bazen, ağzı olan bol konuşuyor ...
zaten.
Hayat bir yarıştır derler, biz yarışta engel aşmaktayız.
Yürüyemesekte bu yarışta biz sizlerden daha hızlı koşmaktayız.
Eyy engelsiz sanma kendini kusursuz dengen varmı dersin.
İstedigimiz iyilik bile değil sizden sadece hakkımızı verin.

Çoğu yere bir rampa yapmaktan aciz memleketime gelsin. Bakın istendiğinde nasıl da oluyor !

Engelli Çocuğunuzu Cüce Yapmayı Hayal Etmeyin !



"Bakımı zor olur" diye büyümesi durdurulan Ashley'in durumu, Türkiye'deki engelli çocuğu olan ailelerin kafasında soru işareti uyandırdı. Bedensel ve zihinsel engelli çocuğu bulunan aileler Ashley'e özenmeli mi? Prof. Dr. Büyükgediz, "Bu hayalle bana gelmeyin" diyor.


Beyin engelli olduğu için ABD'li altı yaşındaki Ashley'in büyümesinin aile kararıyla durdurulması, tüm dünyadaki engelli çocuk ailelerinde 'bizde mi yaptırsak' fikrini doğurdu. Tıp dünyasında bile tartışma yaratan girişimle ilgili Acıbadem Hastanesi Pediatrik Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz'le konuştuk. Büyükgebiz, boy uzamasının durdurulması yöntemiyle ilgili bilgi verdi:

* Boy uzamasını durdurmak tıpta uygulanan bir yöntem mi? Boy uzamasını durdurabiliyoruz. Ama bunun için tıbbi zorunluluk gerekir. Ashley'in durumu bu tıbbi zorunluluğa girmez. Büyüme hormonu fazla salgılandığı için bazen 13-14 yaşındaki kız çocukları 1.80 cm'in üzerinde boya sahip olurlar. Bu çocuklara yüksek doz östrojen yani kadınlık hormonu verilerek, kadınlık hormonları kapatılır. Bunun dışında büyüme hormonunun salgılanmasını durduran bazı ilaçlar da kullanılabilir. Ama öyle sanıldığı gibi 'bir iğne ile çocuk artık hiç büyümeyecek' şeklinde bir sonuç elde edilemez. Zor bir uygulamadır.


* Bir çocuğun boyunun uzamasını sağlamak mı, yoksa boy uzamasını durdurmak mı daha kolay? Boy uzamasını durdurmak çok kolay değil. Boy uzamasını sağlayan üç tane hormon var; büyüme hormonu, troit hormonu ve üçüncüsü de ergenlik döneminde salgılanan seks hormonları. Yani; kızlarda östrojen, erkeklerde testesteron... Bu hormonlar verilerek büyüme kıkırdakları kapatılabilir. Östrojenin büyüme kıkırdağını kapatma gücü, testesterondan daha fazladır. Östrojen ya da testesteron yüksek doz verilerek büyüme dokusunda kemikleşme sağlanabilir ama bu arada bile boy uzaması sürer. Boy kısalığının tedavisi ise; büyüme hormonu veya tiroit hormonu eksikliği varsa bu hormonlar yerine konularak yapılır.


* Bir çocuğun boy uzaması kaç yaşında durdurulabilir? Bir çocuğun boyunun uzaması (ABD'deki çocuğu da göz önüne alırsak); yüksek testesteron ya da östrojen verilerek ergenlik döneminde durdurulabilir. Çünkü ergenlik döneminin sonunda daha kolay olur. Ancak boy uzamasını durdurmak, bizim ülkemizde henüz sık uygulanan bir yöntem değil. * Kız ya da erkek çocuklar için aynı yöntem mi uygulanıyor?
Bir iğneyle altı yaşında kalınamaz! Vücudumuzda çok fazla büyüme faktörü, büyümeyi sağlayan çok fazla miktarda protein var. Kız çocuğuna aşırı östrojen vererek büyümesini durdurmak isterseniz, adet görür ve memeleri büyür. Ashley'in de bu nedenle yumurtalıklarını ve memelerindeki yağ dokusunu almışlar. Bunlar çocuk için çok çok zahmetli. Büyümesi durdurulmaya çalışılan çocuk erkek olsaydı olay çok daha zor olacaktı. Onun büyümesi hormonla değil, büyümeyi önleyici diğer ilaçlarla durdurulmaya çalışılacaktı. Çünkü testesteronla durdurulmaya çalışılırsa; penisi büyür, vücudu kıllanır, kaslanır ve tuhaf bir görünüm alabilir.
* Dünyada Ashley'den önce büyümesi durdurulan çocuk oldu mu? Özel durumlarda bu yöntem ugulandı. Ancak bu aşırı uzun boylularda uygulanan bir metottur. Çocuk; boyu durdurulmaya çalışıldığında, zaten gerçekten de çok uzun boylu olmuştur. Beyin tümörü nedeniyle çok hızlı büyüyen çocuklar olur; onlara da böyle bir tedavi uygulanır ama zaten onlar da 1n yaşında 1.80 cm'den fazla boya erişmişlerdir.

YENİ RİSKLER DOĞAR * Uygulanan tedavi, çocuğun yaşamını ya da yaşam süresini tehlikeye atar mı? Böyle bir tedavi için uzun süre hormon vermek lazım. Yüksek doz östrojenin yan etkisi çoktur; kan pıhtılaşmasına yol açar, rahim kanseri riski artar. Ashley için de ailesi çok ciddi riskler almıştır. * Şimdi engelli çocuk aileleri bunu düşünecek; size başvuran oldu mu? Soran hastalar oluyor ama uygun bir yöntem değil. Böyle bir çözüm; engelli bir çocuğu cüce bırakmaktan başka bir işe yaramaz. Lütfen bunu hayal etmesinler. Üstelik bu çocuğa ekstra pek çok risk de yüklemiş olursunuz. Engelli olup erken ergenliğe girmiş çocuklar var. 6-7 yaşlarında cinsiyet hormonlarının erken salgılanması söz konusu oluyor, cinsel istekler artıyor. Bu durumdaki çocukların ergenliğini durduruyoruz ve tekrar normal duruma geri dönüyorlar. Ama çocuğun gelişimini tamamen frenlemek doğru değil.
* Devlet bu kararı aileye bıraksa ve aile bunu istese, siz böyle bir operasyonun içinde yer alır mıydınız? Böyle şeyler için etik kurul kararları lazım. Ayrıca Sağlık Bakanlığı'nın da onayı gerekli. Türkiye'de kabul edilmesi mümkün değil. Çünkü zaten doğru bir yöntem değil. Her şeyi bir tarafa bırakın; çocuğun yumurtalık ve meme dokusu gibi pek çok organını çıkartıyorsunuz. Ben yapmam. Lütfen aileler de böyle bir olasılıkları olduğunu düşünüp hesap yapmasınlar. Çünkü bu yöntem çocukları ileride korumaz, aksine ekstra sorunlarla karşılaşmaya iter.

ESRA TÜZÜN - SABAH GAZETESİNDEN ALINTIDIR

5 Nisan 2012 Perşembe

Forrest Gump

Özel eğitime muhtaç olan bireyleri esas alan bir çok film vardır. Bunlardan biri olan Forrest Gump, hafif düzeyde zihin engeli olan bir adamın neler başarabileceğinin öyküsü...


Otizm !



Otizm nedir?

Çocuğunuzda aynı yaştaki diğer çocukların davranışlarından farklı davranışlar gözlüyorsanız kaygılanabilirsiniz. Bu davranışların otizm belirtisi olabileceğini düşünüyorsanız otizmin ne olduğunu, sizi ve ailenizi ne şekilde etkileyeceğini bilmek isteyebilirsiniz.
Otizm, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan karmaşık bir gelişimsel bozukluktur. Otizmin, beynin yapısını ya da işleyişini etkileyen bazı sinir sistemi sorunlardan kaynaklandığı sanılmaktadır.
Sizin hatanız değil!
Otizme neler yol açar? Bugün için bu soruya verilebilecek en doğru yanıt �Otizme nelerin yol açtığı bilinmiyor� yanıtı olacaktır.
Otizmin anne-babadan kalıtım yoluyla geçmiş olabileceğinden kuşkulanılmaktadır. Dolayısıyla, bu yönde pek çok araştırma yapılmaktadır. Ancak, henüz otizmin geni bulunabilmiş değildir. Otizmin çevresel faktörlerle tetiklendiği düşünülmektedir.
Otizme her çeşit toplumda, ırkta ve ailede rastlanmaktadır. Dolayısıyla, bu özelliklerin hiç birinin otizmle ilişkili olmadığı kabuledilmektedir. Öyleyse, otizmin çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin ekonomik koşullarıyla ilişkisi yoktur.
Yalnız değilsiniz!
Otizm, günümüzde rastlanan en yaygın nörolojik bozukluktur ve her 150 çocuktan birini etkilediği kabul edilmektedir. Ayrıca, otizmin erkeklerdeki yaygınlığı, kızlardan üç-dört kat fazladır.
Otizm tanısı alan çocukların çoğunda değişik derecelerde öğrenme güçlüğü ve zeka geriliği de görülür.
Otizm, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda adı çok sık duyulan bir özel eğitim kategorisidir. Otizm terimi, zaman içinde yerini, otizm spektrum bozuklukları (ASD - autism spectrum disorders) terimine bırakmıştır. Otizm spektrum bozuklukları, yaygın gelişimsel bozukluklarla (pervasive developmental disorders - PDD) eşanlamlı olup, ileri düzeyde ve karmaşık bir gelişimsel yetersizlik anlamında kullanılmaktadır. Otizm ise, bu şemsiye altında yer alan kategorilerden yalnızca biridir. Otizm spektrum bozukluğu kavramı ile ilişkili belli başlı olgular şöyle sıralanabilir
  •         Otizm spektrum bozukluğunun nörolojik nedenlerden kaynaklandığı sanılmaktadır. Otizm spektrum bozukluğu tanılı bireylerin önemli bir bölümünde (yaklaşık %35), beyindeki anormal elektrik hareketlerine bağlı olarak; nöbet, istemsiz hareketler, bilinç yitimi vb. nörolojik sorunlar da görülebilir.
  •          Otizm spektrum bozukluğu bir ruh hastalığı değildir; ancak, belirtileri bazı ruh hastalıklarını çağrıştırabilir.
  •          Yapılan bilimsel araştırmalar, otizm spektrum bozukluğunun çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin sosyo-ekonomik özellikleriyle ilişkisi olmadığını göstermiştir.
  •          Otizm spektrum bozukluğunun kalıtsal olabileceği yönünde bulgular vardır; ancak, buna yol açan gen ya da genler henüz bulunmuş değildir.
  •         Önceki yıllarda otizm spektrum bozukluğunun görülme oranının 500�de bir olduğu kabul edilirken, son verilere göre, otizm spektrum bozukluğunun yaklaşık her 150 çocuktan birini etkilediği düşünülmektedir. Ayrıca, erkeklerdeki yaygınlığı kızlardan dört kat fazladır.
  •         Sanıldığının aksine, otizm spektrum bozukluğu tanılı bireylerin çoğunda, farklı düzeylerde zeka geriliği görülür. Ayrıca, zeka testlerinde, belli alanlar, diğer alanlara kıyasla çok daha geri çıkabilir.
  •          Otizm spektrum bozukluğu tanılı bireylerin pek azında (yaklaşık %10), çok güçlü bellek, müzik yeteneği vb. üstün özelliklere rastlanır.
Amerikan Psikiyatri Birliği�nin 2000 yılında yayımladığı kılavuza göre (DSM-IV-TR), otizm spektrum bozukluğu kapsamında beş ayrı kategori yer almaktadır:
  •          Otizm (Otistik bozukluk)
  •          Asperger sendromu
  •          Atipik otizm (Başka türlü adlandırılamayan otistik/yaygın gelişimsel bozukluk)
  •          Çocukluk dezentegratif bozukluğu
  •          Rett sendromu